Rusya televizyonu, Dina Garipova'nın bu sene ülkeyi temsil edeceğini yaklaşık bir hafta önce açıklamıştı. Kanal 1'in müzik direktörü Yurij Aksyuta "Dina'yı biz seçtik ama aslında toplumun seçimiydi. The Russian Tv izleyicileri The Voice birincisi için oy kullandılar ve Dina yaklaşık bir milyona yakın oy aldı" açıklamasını yaptı.
Dina aslen Tataristanlı ve 22 yaşında. Şarkısı 'What If' ise İsveçli besteci Gabriel Alares ve Joakim Bjornberg ile Rus müzisyen Leonid Gutkin tarafından hazırlanmış. Şarkı fazlasıyla Chiara (Malta 1998, 2005, 2009) kokuyor. Hatta Twitter'da da yazdım "Dina'nın bir gerdan kırmadığı kalmış. Sahneye artık." Sonuç olarak ben şarkıyı ve kızın sesini çok beğendim. O kadar kötü bir yıldayız ki şimdilik şarkılar içine parlayanlardan. Bir de bu şarkının şansı jüriye çok rahat oynayacak olması.
Bazı Eurovision fan sitelerinin yaptığı haberlerde şarkının çalıntı olduğu yazıyor. Nakarat biraz benzese de çok abartılacak bir şey yok bence. Dinlemek için Buraya Tıklayın
Yılın heyecanı Yarışmanın teması ve
logosunun açıklanmasıyla resmen başladı. Yarışma düzeni ve şarkıların
açıklanmaya başlaması derken kendimizi iyice 'Eurovision Mevsimi'nde bulduk.
Hiç ummak istemediğimiz
"katılmıyoruz" açıklaması TRT'den geldiğinden beri Türkiye'de
Eurovision tartışmalarının sonlamasıyla ortama bir sessizlik hakim oldu. Ancak
biz Eurovision fanları için tabii ki de her şey burada bitmedi. Ülkemizin
Avrupa çapında bu kadar önemli bir yarışmada seyretmenin,desteklemenin verdiği haz
bambaşka olsa da çoğumuz uzun yıllardır bu yarışmanın içindeyiz, içindeyiz
çünkü her hareketi, her anı takip ediyoruz bu yüzden bu sene de bu böyle devam
edecek. 'Eurovision Mevsimi' dediğimiz o dönem başladı ve ülkeler sırayla
sanatçılarını açıklamaya ya da kendi ulusal finallerinde seçmeye başladılar.
Şimdiye kadar hangi ülkeler şarkılarını açıklamış şöyle bir bakalım. Festivali i Kenges'de (Arnavutluk
Ulusal Finali) bu sene Eurovision'dan tanıdığımız iki isim bulunuyordu Anjeza
Shanini (İstanbul 2004) ve Kejsi Tola (Moskova 2009). Biz fanlar Eurovision'da
daha önce seyrettiğimiz sanatçıları tekrar o sahnede görmeye bayılırız, bundan
olacaktır ki Avrupa çapındaki çoğu fanın ulusal final favorisiydi bu iki isim.
Ancak Arnavutlar için gecenin birincisi Adrian Lulgjuraj & Bledar
Sejko oldu. Şarkılarının ismiyse 'Identiet'. Şarkıyı ben geçen seneki
Gürcistan'ın şarkısına benzetiyorum (Anri Jokhadze - I'm A Joker). Saçma bir
benzetme gibi görünse de aynı olan şey şu ki iki şarkı da ilk dakikasından
tahammül edilemez bir hal alıyor. Eurovision'da ne olacağını bilemezsiniz ama
bu sene Arnavutluk geçen seneki sevinci yaşayamayacak gibi geliyor.
Şarkısını erken seçen ülkelerden biri de Beyaz Rusya
idi. Finalin favorisi olan Alyona Lanskaya bu sene ülkesini Ryhthm Of Love ile
temsil etmeye hak kazandı. Dima Koldun'dan (Helsinki 2007) beri kendini
toplayamayan Beyaz Rusya'ya bu sene bir şans gözükebilir.
Belçika bu sene görevlendirme yöntemini kullanarak
ülkenin şarkı yarışması The Voice Belgique birincisi olan Roberto Bellarosa'yı
seçti. Hazırlanan 3 şarkı içinden 'Love Kills' adlı parça seçildi. Şarkı
dinlenilebilir olsa da Roberto için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. 14 Mayıs
akşamına kadar mücize yaratmadığı sürece bu sene şansı olacağını sanmıyorum.
Biz Eurovision fanlarının heyecanla seyrettiği ulusal finallerden
biri de Dansk Melodi Grand Prix (Danimarka Ulusal Finali)’dir. Gecenin tanıdık
isimiyse 2009 Danimarka Temsilcisi Brinck’di ancak bu sene şans ondan yana
değil. Yarışma Mohammed Ali ile Emmelie de Forest arasındaki çekişmeyi Emmelie’nin
kazanmasıyla sonuçlandı. Geçtiğimiz birkaç yıldır gönderdiği şarkılarla favori
gösterilen ve genelde iyi bir dereceyle bitiren Danimarka bu sene de Only
Teardrops’ın alışılmışın dışındaki tarzıyla aynı şekilde yoluna devam edecek
gibi görünüyor. Açıklanan şarkılar içerisinde favori olan Emmelie’den
Danimarkalılar bu sene çok umutlu.
İzlanda Ulusal Finali olan
Söngvakeppnin ‘de ise daha önceden tanıdık olarak 2003 İzlanda temsilcisi
Brigitta Haukdal ile 2009 İzlanda temsilcisi Yohanna vardı. İkisi arasında ise
finale 2003 Eurovision 8.si Brigitta çıktı. Ancak bu onun için yeterli olmadı
çünkü gecenin kazananı daha kaliteli bir ballad olan ‘Ég á Líf’ oldu. Açıkcası ilk
dinlediğimde “Geçen seneki Estonya (Ott Lepland – Kuula)’nın kötü çakması.
İzlandalılar daha sıkıcı bir şarkı seçemezlerdi herhalde” diye tepki
göstermiştim ancak şarkının dinledikçe güzelleşen bir yanı var. Peki bu avantaj
mı? Asla. Eurovision’da seyirciyi etkilemek için 3 dakikanız var ve bunu da
ballad bir şarkıyla yapmak çok güç ancak ballad şarkının avantajıysa jüri. İzlanda
bu sene jüriye oynayacak ülkelerden.
Litvanya da erken seçim yapanlardan. Ben şarkıyı melodisi
bakımından 2009 İsviçre’ye (Lovebugs – The Highest Heights) benzetiyorum. Tabii
kalite anlamında Lovebugs’a erişemeyecek bir şarkı olduğu gerçeği ayrı bir
durum. Şarkıya karşı fanların çok fazla sempatisi olmasa da açıklananlar içinde
iyi durumda gözükenlerden.
Yılın şu ana kadarki en çok ilgi gören ve biraz da olaylı
geçen ulusal finaliyse Malta’nındı. 2 Şubat akşamı yapılan son elemeyle 16
şarkı finale çıkmayı başardı. Final kırmızı halıyla başladı ve yaklaşık 4,5
saatte bitti. Tüm şarkılar bittikten sonra Kurt Calleja sahneye çıktı.
Performansı harikaydı ve bir kez daha onun yalnızca Malta’ya sıkışıp
kalmasından dolayı üzüldüm. İşte bu sırada sonuçlar Malta tarafından daha
açıklanmamışken Eurovision.tv bir anda haber yayınlayarak Amber adlı
yarışmacının kazandığını resmen açıkladı. Tabii ortalık bir anda karıştı.
Olaylar,yazılanlar,çizilenler derken kısa bir sure içinde Eurovision.tv yeni
bir yazıyla teknik bir hata olduğunu ve asıl kazananın Amber olmadığını
açıkladı. Sonuç olarak gecenin galibi Gianluca oldu. Bana kalırsa açıklananlar
içinde Tomorrow en sevimli ve eğlenceli şarkı. Malmö’de şansı bol olsun.
İlk öğrendiğimiz şarkı İsviçre’den gelmişti. Ulusal
Finali açık ara farkla ‘Heilsarmee’ isimli grup kazandı. Grubun en geç üyesi 20
yaşındayken en yaşlı üyesi 94 yaşında. Emil Ramsauer 16 Mayıs’a kadar sağlığını korursa Eurovision’un
en yaşlı katılımcısı olarak tarihe geçecek. Şarkının avantajı ise akılda kalıcı
olması.
Ukrayna ise ulusal finalliyle Zlata Ognevich’i
seçti. Zlata’nın bir problemi var ki çok bağırıyor. Bağırarak söylemek son
zamanların modası olsa da sanatçının ses rengi yoksa kuru bir gürültüden ibaret
oluyor maalesef. Zlata da işte tam böyle. Şarkı gayet güzel dinlenilesi ancak
vokalistleriyle uyumsuz ses tonu ve sürekli bağırıyor olması şarkının dinlenilesiliğini
kaybettiriyor.
Genelde Eurovision Provaları başladığında
şarkılarla ilgili bütün olumlu düşüncelerle ön yargıların bir anda yer
değiştirdiğine tanık oluruz. Bu sene de aynısının olacağı kaçınılmaz. Bu yüzden
kesin eleştiriler yapmak doğru olmaz ama üstteki şarkılar içinde benim birincim
Danimarka’dır onlardan bu sene çok ümitliyim.