Geçtiğimiz Cumartesi benim için tam anlamıyla mükemmeldi. Yıllardır ulusal final anlamında bir günde bu kadar sevinç yaşadığımı sanırım hatırlamıyorum. Öncelikle Sanremo'nun 5. Günü yani final akşamıydı ve Melodifestivalen ile çakışacak diye tedirgindim derken Melodifestivalen yaklaşık 1 saat erken başladı. Bütün şarkıları rahatça dinleyebildim hatta Gina ile Danny'nin her hafta yaptığı muhteşem şovunu da seyrettim! (Bunun anlamak biraz zor gelebilir ama iki sevdiğim finali aynı anda seyretmeye çalışmak zorunda kalmamak haftalardır sahip olmadığım bir lükstü!) Sonuç olarak geçtiğimiz haftaki şarkılar içinde parlayan 4 tane vardı ve şansa bakın ki onlardan 2 tanesi finale 2 tanesi ikinci şansa gitti!! (Cumartesimi güzelleştiren bir diğer şey bu tabii ki :)) Ben oylama sırasında seçilen şarkıları görüp mest olurken Twitter ve Facebook'taki fanlar kafayı yemiş bir haldelerdi. Sadece Türk fanlardan bahsetmiyorum bütün Avrupa'daki! Sebebi de korkunç alt yapılı müziklerin üstüne klişe dans hareketlerini, fanlar görmekten, şarkıcılar yapmaktan sıkılmadı da ondan.
Bakın mesela geçtiğimiz haftanın ilk yarışmacısı Eddie Razaz'dan örnek vereyim (ki kendisi 'En Büyük Favori' idi!) Bu çocuğa deli gibi Eric Saade kokan bir şarkı söyletmişler üstüne sahneye atıp dans et demişler resmen. Hayatımda gördüğüm en kötü dansçıydı kendisi. Daha çocuk sahnede nasıl duracağını öğrenmemişken bundan Eric Saade ne bileyim bir Tooji yaratmaya çalışmışlar. Olmuş mu? tabii olmamış o kadar yapay o kadar itici duruyor ki tabii ki oy olmaz. Benim anlamadığımsa bu kadar fan Eric Saade, Tooji, Danny Saucedo ne biliyim David Lindgren gördü buna mı ayılıp bitti! bu mudur bu kadar mı düşülür kalite birden. Ben demiyorum ki Eddie şarkıcılığı bıraksın. İşi öğrensin, 'kendi tarzını' bulsun öyle gelsin.
Diğer favori olan Janet Leon'ın durumu ise ayrı bir felaket. Nereden farklılık yaratsak arayışına önce sahneye kocaman bir örtü serip onu yok ederek ve korkunç mavi plastik bir tulumu karşımıza çıkararak başlamışlar. Janet'ın yeteneği var sahnede duruşu, kendine güveni, sesi her şey yerinde (nefesi kesiliyor sürekli ama onu da hadi heyecanına verelim) ama şanssızlığı kıyafet, şarkı ve şovdan ibaret. Janet'ın tek ihtiyacı iyi yönlendirilmek.
Bir diğeri ise güzel bir şarkı nasıl katledilir örneği olan Amanda Fondell idi. Geçen haftaki yazıda sanatçıları tanıtırken Amanda için 'Paloma Faith'i hatırlatıyor hatta aynı onu izliyormuşuz gibi' demiştim. Bana bunu dedirten güç 1 dakikalık videosuydu. Keşke hep 1 dakika kalsaymış... Amanda aynen dediğim gibi kendini Paloma Faith olmaya adamış gibi tip ve tarz olarak marjinal olmaya çalışıyor. Buna bir sözüm yok ancak o ses... Sesi başlarda güzel gelse de bir anda korkunç bir taklitten başka bir şeye dönüşmüyor. Günümüzde bir söyleme tarzı oluştu Florence + The Machine, Paloma Faith in söylediği çok da güzel olan bu tarzı örnek almış anlaşılan Amanda. Bir yerden sonra bir yandan şov yapıcam bir yandan marjinal durucam bir yandan bu sesi çıkarıcam derdine korkunç bir sesin hakim olduğu bir şov seyrettik. (Şarkısını bir Ajda Pekkan şarkısına benzetiyorum ama bir türlü bulamadım )
Bir de gecenin kazanan dörtlüsüne bakalım.
İkinci şansa gidenler Caroline Ad Ugglas ile Martin Rollinski oldu. Eurovision'u takip edip hakkında her şeyi bildiğini iddia edenler de bu sonuca hayli şaşırdılar! Garip gelense madem biliyorsunuz bu iki ismin oy potansiyelini nasıl göremiyorsunuz? Caroline Ad Ugglas İsveç'de çok önemli bir isim zaten en son 2009'da çk az farkla birinciliği kaçırmıştı. Hayran kitlesi de sağlam ne yapsa gider yani bu bariz.Onu geçtim şarkının bir melodisi var en azından şarkıyı söyleyebilen biri var sahnede!... Martin Rollinski ise zaten BWO'nun solisti ki grubun Avrupa çapında önemli başarıları var Melodifestivalen'in en tanıdık yüzlerinden olmasının da etkisi var. Şarkı tam bir BWO şarkısıydı Martin'i seyrederken zaten şöyle bir 5,6 yıl geriye gittim. Şarkıyı söyledi dans etti kendinden gayet emindi.
Ve asıl 'tartışmalı' finalistlere bakalım.
Genç grubumuz State Of Drama'yı ilk dinlediğimde finale kesin çıkmaları gerektiğini düşündüm çünkü o kadar şarkıdan sonra içinde ciddi anlamda kalite yatan bir şarkıya sahiplerdi. Açıkcası haklarında diyecek çok şey yok adamlarların yaptığı iş ortada. Diğer 3 Şarkıyla oturup kıyaslanmaz bile.
Asıl olaysa İsveç'in efsanelerinden oluşan Ravaillacz'ın 'İğrenç, korkunç, sıkıcı' bulunması. Pekala kabul ediyorum herkesin kendi fikirleri, zevkleri var sonuçta ama kulak diye de bir şey var. Ravaillacz kazanmadan önce efsanelerden oluştuğunu biliyordum ama açıkcası çok da bir şey beklemiyordum. Ne zaman sahneye çıktılar o zaman hayran oldum. Renkli, eğlenceli kendilerince tavırlarıyla şarkı söyleyen 4 önemli adam. Şarkı desen... affedersiniz ama artık kıyaslayamayacağım. Her şeyi geçtim diyelim ki şarkı korkunç olsun bu adamların gene oy potansiyeli var. Hepsi İsveç'de çok meşhurlar şarkıcı, oyuncu, komedyen, müzisyen... Anlamadığım Eurovision anlamında önemli sitelerde yazı yazan çoğu Avrupalı fanın oturup bunları araştırmış olması lazım ve bunu bekliyor olması lazım. Üstelik bu olayların tam ertesi günü okuldaki İsveçli arkadaşıma Ravaillacz'ı gösterdim gözlerine inanamadı ve "Hepsi birarada! Finale geçtiler değil mi?!?!", "Bunların hepsi çok önemli isimler süper olmuşlar!" tarzında yorumlar yaptı.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Asıl olaysa saygın kabul edilen Eurovision fan sitelerinden bir tanesinin editörü ben bunu seviyorum diye ortaya atıyor (halbuki çoğu yarışmacıyla cinsel tercihleri uyuyor diye bu yorumu yapıyor) bir anda herkes "Aa evet o güzel" moduna geçiyor. Niye çünkü onunla aynı fikri paylaşırsa, o da öyle düşünürse onunla aynı konuma erişecek. Çok uzun olan ve beni rahatsız eden bu konuyu daha uzatmayacağım ama Eurovision'un amacı eğlenmek bunu hep söylüyorum ama 'eğlence'yi başka şekilde anlayan fanların olması artık rahatsız edici olmaya başladı.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Danny ile Gina ise 50'lerin 60'ların müzikallerinden fırlamış gibilerdi.
Bu akşam yarışma Eurovision 2013'ün başkenti Malmö'ye taşınıyor ve belli ki çok renkli geçecek!
Bu haftaya ise ülkenin eski bir dans müzik grubu olan Army Of Loves ile başlayacağız. Grubun en tanıdık yüzü Alexander Bard. Alexander iki haftadır yazıda sürekli bahsettiğim BWO grubunun üyelerinden biri. Aynı zamanda yazar ve müzik prodüktörü. Diğer üyeler ise Camilla Henemark ve Jean-Pierre Barda. Çok ilginçler ve gerçekten şovlarının nasıl olacağını merak etmeye başladım.
İkinci yarışmacı Lucia Pinera ise henüz 19 yaşında. 2011 yılında jürisinde Danny Saucedo, Pernilla Andersson ve Tommy Körberg gibi isimlerin bulunduğu True Talent adlı yarışmaya katılmış. Yarışmadaki birkaç videosunu izledim ve gerçekten yetenekli olduğunu söylemeliyim şansı da yaver giderse finalde veya ikinci şansta görebiliriz.
Robin Stjernberg ülkenin Idol yarışmasını 2. bitirmiş. Açıkcası prova fotoğraflarını görünce 'Of gene mi Eric Saade havasında biri var' dedim ama sonra şarkının 2 dakikalık versiyonunu dinledim ve gerçekten çok çok iyi. İkinci yarı finalde ölünüp bitilinen 'Anton Ewald'dan daha iyi bir şarkıcı (canlı performansta batırmayacağını umuyorum tabii). Korktuğum gibi klişe bir şova ve dans hareketlerine başvuracak... gene de izleyip görelim.
Jazz sanatçısı olan Slyvia Vrethammar'ın şarkısı gayet kaliteli ancak Melodifestivalen sahnesinde nasıl olur bilemiyorum. İsveçlilerin Slyvia'yı finale ya da ikinci şansa çıkarma ihtimalleri var çünkü belli ki onlarda benim gibi sürekli dans eden pop müzik sanatçılarından sıkılmaya başladılar. Elbisesi ise hiç olmamış.
Bu akşam favorim olacak isimlerden biri olan Ralf Gyllenhammer'ın müzik tarzına Heavy metal, rock diyebiliriz. Normalde 1998 yılından beri Mustasch isimli grubun üyesi. Şovunun farklı olması ona iyi şekilde dönebilir. Şansı olacak ya da olmayacak bilemiyorum ama dinleyici olarak beni kazanmış durumda.
Iran kökenli olan Behrang Miri'nin müzik tarzı rap. Sizi bilmem ama benim için o 3 dakika eziyet gibi geçecek muhtemelen. Şarkı Sean Banan, Jessy Matador - Allez allez, arapça ve rap'in karışımdan oluşuyor.
Gecenin 7. yarışmacısı Danny Saucedo, Jenny Berggren gibi isimlere şarkı sözü de yazmış olan Terese Fredenwall. Bu finaldeki gitarlı kız açığımızı da kendisiyle kapatıyoruz. Şarkı güzel ama diğer adaylar içinde finale çıkması ya da ikinci şansa kalması çok da adil olmaz hani.
Ve son isim provalardan sonra çok konuşulan Ulrik Munther. Kendisini geçtiğimiz sene Melodifestivalen'de izlemiştik ve 3. bitirmişti. 19 yaşında olan Ulrik, Iskandinav ülkelerinde baya bir üne sahip. Provaları seyreden basın ve İsveçli fanların dediği tek şey Ulrik'in muhteşem olduğu hatta bu sene yarışmayı bile kazanabileceği (fanlar hep abartır ama bu sefer bahsettikleri Ulrik olduğu için durum gerçekten farklı olabilir).
Bana öyle geliyor ki bu haftanın ara şovları diğerlerine oranla daha renkli geçecek!
![]() |
| Eurovision 2013 sunucumuz Petra Mede. |
![]() |
| Radyocu Henrik Olsson |
İşte görmeyi umduğum tablolardan biri Alcazar! (2003, 2005, 2009, 2010 Melodifestivalen) Bu sefer Danny de onlara katılıyor !
Bu akşam ikinci şanstan önceki son finali seyretmek isterseniz Buraya Tıklayın!































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder